Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kore'de Eğitim -Lisans-

Değerli arkadaşlar, Sizlere lisans eğitimine dair biraz daha bilgi vermek istiyorum, bu da bu konuda bilgisiz olduğumdur. Burada lisans okumak için üniversite sınavına girmeye gerek var mı, yok mu?; Türkiye'de sayısaldaydım onun için sayısal sınavına mı gireceğim? (yada TM veya Sözel vb ayrıca bunların burada bir önemi var mı onu da bilmiyorum, belki de herşeyi bilmeniz gerektiğini düşünebilirler... bilmiyorum!!!); Başvuru tarihleri ne zaman?---sorularına, cevaplarını bilmediğim için, cevap veremiyorum. Bildiğim tek şey burada dönemin Mart ayında başladığı. Yani akademik yıl bir tam yıl olarak geçiyor burada. Örneğin 2011 akademik yılı Mart-Aralık ayları arası. Dolayısıyla lisans eğitiminize başlarken Martta başlıyor oluyorsunuz. Türkiye'deki lisans eğitiminiz diyelimki 2010 Haziran'da bitti, 2010 Eylül'de hemen üniversiteye burada başlayamıyorsunuz, 2011 Mart ayını beklemeniz gerek... kediler köpekler birbirini kovalar... şimdi malum Mart denince akla kediler gelir, sö...

Eğitim--OECD PISA Çalışması-Kore - Türkiye

Bu girişte OECD'nin yapmış olduğu PISA (Programme for International Student Assessment) 2006 sonuçlarının ülke karşılaştırmalarına bakacağız. Üç farklı sonuç kıyaslamasının grafiklerini aşağıdaki videoya yükledim. Sayfaya ayrı ayrı giriş yapsaydım çok yer kaplayacağı için video haline getirmeye karar verdim. Eğer sonuçları daha iyi görmek istiyorsanız OECD'nin kendi sitesinden veya videoyu tam ekranda durdurarak inceleyebilirsiniz. Videodaki grafikler sırasıyla "Öğrencilerin Okuma, Matematik, ve bilimsel konuları saptamadaki yeterlilik seviyelerinin yüzdelerini" gösteriyor. Kore ve Türkiye karşılaştırması yaptığım için bu iki ülkeyi ve bir de ilk sıradaki ülkeyi pembe kutucuk içine aldım. Bu diğer ülke Finlandiya. Okumaya dair olan grafikte ikinci sıraya düşüyor, çünkü Kore birinci sıraya yükseliyor bu alanda. Türkiyenin sıra sayısına bakmadım, buyrun izleyin! (Eğer iyi görünmüyorsa en sağda kalan Türkiye, en baştakiler de Finlandiya ve Kore yada Kore ve Finlandiya) O...

Kore'de Eğitim, İngilizce ve çocuklar

Önceki girişlerde de sözünü ettiğim gibi Kore'de eğitim oldukça önemsenen bir konu. Çocuklar daha doğmadan çeşitli eğitimlere başlanıyor. Fazla ilerlemeden birşeyin altını çizmek istiyorum. Ben buradaki deneyimlerimi aktarıyorum, gördüğüm ve konuştuğum şeyler, dolayısıyla da benim yorumladığım, çıkarımlarda bulunduğum şeyler, bir başkası aynı konular üstüne farklı çıkarımlarda bulunabilir. Bu blog benim gördüğüm Kore'yi anlatıyor. Evet, ilerlemeye devam edelim konumuzda. Benim burada ingilizce eğitimine destek olduğum 8 yaşında Kore'li bir öğrencim, kardeşim, minik arkadaşım var. İsmi Ute (우태). Kardesi ise Myeonggyun (명균) o da 5 yaşında. Yaş konusuyla ilgili olarak da burada doğan çocuk 1 yaşında kabul ediliyor. Yeni yıla girdikten sonra da bir yaş artıyor. Eğer Aralık başında doğduysanız 1 yaşında olmuş oluyor, Ocak 1 itibariyle de 2 yaşında oluyorsunuz. Ben artık Kore'de yaşımı önemsemiyorum, çünkü katlaya katlaya gidiyor, ayrıca önüne geçilmesi de imkansız yaş alman...

Kore'de Ingilizce "takıntısı"

Bu aralar sık sık resmi işler peşinde koşturmam gerekti, dolayısıyla resmi ofislere giriş ve çıkışlarım oldu bolca. Aslında buraya ilk geldiğimden beri farkettiğim bir durumu sizlerle paylaşmak istiyorum. Kore'de İngilizce öğrenimi ve Korece olmayan, Batıdan gelen herşeyin İngilizce olarak algılanması. Kore'de İngilizceyi düzgün konuşuyorsanız size hemen şu soruyu soruyorlar: "Siz Türkiye'de İngilizce konuşuyorsunuz öyle değil mi?" yada Türkçenin varlığını biliyorsa "Siz Türkçenin dışında İngilizce de konuşuyorsunuz Türkiye'de öyle değil mi?" Bu sadece Türklere sorulan bir soru değil, Polonyalı, Hollandalı, Finlandiyalı vb. arkadaşlarımın hepsinin karşılaştığı bir soru. Evet, biz kendi dilimizde konuşmuyoruz, öyle oturup İngilizce konuşuyoruz, Kürtçe konuşuyoruz... Yani Türkiye gerçeğinden o kadar uzak ki bu sorular, ironik geliyor insana bu sorular. "Abi bizim ülkemizde çeşit çeşit insan var ve biz onların kendi ana dillerinde konuşmalarına bi...

GKHH-İspanya-Spain-Espana-Granada

Ben küçük şehirleri sevmem, yani sevemedim bir türlü. Şimdi bulunduğum şehir de küçük. İsmi Çunçon (tam uzak doğu adı ama değil mi? Çançinçon...)300.000 kişi yaşıyor yaklaşık olarak. Çevre temiz, insanlar sahipleniyor yaşadıkları şehri, önemsiyor ve temiz kullanıyorlar. Bir çok sosyal ve sportif aktivite yapılıyor yıl içinde. Küçük ama 3 üniversitesi var. Neyse, konuyu dağıtmadan ana temaya geçelim. Yine de ben mutlu değilim, küçük kalıyor, etkinlikler beni tatmin etmiyor, sürekli Seul'e gitmek istiyorum. Orada istediğim herşeye ulaşmam kolay, hatta seçmekte zorlanıyorum zaman zaman. Oldukça gelişmiş bir şehir her anlamda. Fakat, Granada'nın anlamı bambaşka benim için. Orası da küçük bir şehirdi, ama her anlamda yetiyordu bana. Tarihiyle, sosyal-kültürel aktiviteleriyle, canlı-sıcak-neşeli-sevgi dolu insanlarıyla...Ben kendimi hiç yabancı hissetmedim Granada'da. Hatta bazı kelimeleri anlamadığımda insanlar bana tuhaf bakıyordu. Bir keresinde çatı katında kaldığım minik ama ...